Pandemi Sürecinde Erken Çocukluk Ebeveynliği

Fatma ARSLANTÜRK tarafından tarihinde yayınlandı

Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde ortaya çıkan Covid 19 salgını, ülkemizde ilk olarak Mart 2020’de görülmüştür. Dünya Sağlık Örgütü bu virüsün dünya genelinde yayıldığını belirterek 11 Mart 2020’de pandemi ilan etmiştir. Covid 19 pandemi süreci ile ülke yönetimleri salgının önüne geçmek için çeşitli önlemler almaya başlamış politikalar üretmiştir. Ülkemizde de Covid 19 pandemi süreci ile okullarda yüz yüze eğitime ara verilmiş, belirli yaş grupları izole edilmiş, sokağa çıkma kısıtlamaları gibi önlemler uygulanmıştır. Sosyal yaşamımızda meydana gelen beklenmedik değişimler ruhsal yapımızda, davranışlarımızda önemli değişikliklere yol açmıştır.

Pandemi süreci ailelerin ve bireylerin yaşam rutinlerini değiştirmelerine neden olurken, çocukların okula gidememesi evden eğitim almaları; sosyal mesafe kuralları gereği arkadaş ve akraba çevreleri ile görüşememelerinin çocukları olumsuz etkilediği görülmüştür. Benzer olumsuz yaşam etkileri yetişkinler içinde meydana gelmiştir. Sosyal yaşamda kısıtlamalar yaşanması, pandemi sürecinde evden çalışmaya başlayan, ücretsiz izin kullanmak zorunda kalan ya da kendi işlerini kısıtlamalar nedeniyle yapamayan anne babaların evde daha çok zaman geçirmesine neden olurken sorumlulukları da artmıştır. Bunların yanı sıra medyadaki süreç ile ilgili haberler, yetişkinler olarak hastalığın bize ve sevdiklerimize bulaşma riskine karşı korkular yaşamamıza ve oluşan korkularımızda ne yapmamız gerektiğini bilmeme durumu da kendimizi kötü hissetmemize yol açmaktadır.

Çocukların psikolojik sağlıklarının korunması her dönemde olduğu gibi pandemi döneminde de önemlidir. Çocuğun bu dönemi en az olumsuzlukla atlatabilmesi anne, baba ve evde çocukla ilgilenen diğer yetişkinlerin davranışlarıyla yakından ilgilidir. Bu nedenle çocukların kaygılarını kontrol edebilmesi psikolojik sağlığını korumak için birçok çalışma uzmanlar tarafından hazırlanmış, açıklamalar sosyal medyada yapılmış ve yapılamaya da devam edecek gibi gözükmektedir. Pandemi sürecinde çocuklarımıza;

  • Doğru bilgilendirme yapmamız,
  • Soru sormalarını sağlayacak ortamlar hazırlamamız,
  • Ev içerisinde onlara güvenli bir ortam hazırlayabilmek için rutin döngüler oluşturmamız,
  • Çocuk yetişkinlere bakarak kendisini ayarladığı için, konu ile ilgili yorumlara ve tepkilere dikkat edilmemiz,
  • Çocukları televizyon veya sosyal medyadaki abartılı veya korkutucu haber ve yorumlara maruz kalmaktan korumamız,
  • Çevrimiçi eğitim sürecine uyum sağlaması için uygun ortamlar hazırlamamız gibi uzayan listeler halinde sağaltım sağlayıcı maddeler sıralamaktadır. Ancak ben burada başka bir yöne dikkat çekmek istiyorum. Bence mutlu, huzurlu bireyler yetiştirmek için bizim mutlu ve huzurlu bireyler olmamız gerekir. Nasıl ki uçakta çocuğumuzu korumak için maskeyi önce kendimize sonra çocuğumuza takmamız gerekiyorsa pandemi sürecinde de çocuğumuzu koruma için yaptığımız her şeyi önce kendimiz yapmamız gerekiyor bence.

Çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ilkokula kadar olan bir süreyi kapsayan erken çocukluk döneminde çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimi son derece hızlıdır. Bu dönem ileriki yaşamımızda ilişkin birçok yapı taşının oluştuğu ve şekillendiği zaman dilimine karşılık gelmektedir. Erken çocukluk dönemi normal bir süreçte bile hassas ve önemli bir süreçken pandemi sürecinde erken çocukluk dönemini daha hassas ve önemli hale getirmiştir.3-6 yaş döneminde enerjisi bitmek bilmeyen sevimli hareketli bir çift göz evde enerjisini tüketmek zorunda olunca ebeveynlerin zorlu imtihanları başlıyor ve bizlerin onların enerjilerine ulaşmamız mümkün değilken yapmamız gereken mecburiyetlere bir de pandemi sürecinin kaygıları ekleniyor. Bu da farkında olmadan bizi tüketiyor. Mutsuz, kaygılı ve yorgun olunca tahammül seviyemiz düşüyor ve sonunda patlamalar yaşıyoruz. Patlamanın ardından gelen pişmanlıkları söylememe gerek var mı?

İşte tam burada ortaya şu durum çıkıyor bence birilerini mutluluğunun, huzurunun, sevgisinin kaynağı olabilmek için kendimize sahip çıkıp sınırlarımızı bilmeliyiz. İçimizdeki çocukla barışıp çocuklarımızla, eşimizle özetle sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamanı mecburiyetler silsilesi olarak görmeden yaptığımız şeylerden zevk alarak yapmalıyız. Mükemmel anne baba olma beklentisi içinde olmadan her anne babanın çocuğu için mükemmel olduğunu hatırımızda tutarak pandemi sürecinde çocuklarımızı tanıyıp onlarla birlikte zaman geçirmek için verilen bir hediye gibi görme “polyannacılığı” içinde hareket etmenin zararı olmaz gibi. Doğan Cüceloğu’nun dediği gibi çocuğunuz bir kez çocukluk yaşayacak bu dönemi onunla doya doya yaşayın. Ama bu süreci onunla yaşarken sürekli kural koyan eleştiren bir yetişkin olmak yerine onun şu anda ihtiyaç duyduğu oyun arkadaşı olarak kendimizi yormadan, kırmadan, üzmeden özetle kendimize sahip çıkarak yaşayalım.


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir