Çok Şükür Başlıyoruz

Hüseyin Kadir YÜKSEL tarafından tarihinde yayınlandı

“Derdi eğitim olanların buluşma noktası!” sloganıyla çıktığımız bu yolda pandemi sürecinde de sadece eğitime dair konuşmaya, yazmaya ve derdimizi anlatmaya çalıştık. Koskoca bir 6 ayı arkamızda bıraktık. 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci yarısını yeni tanıştığımız bir yöntem kullanarak uzaktan eğitim yaparak bitirdik. Uzaktan eğitim içeriği, etkililiği üzerine de sayfamızda yazılar yazdık. Bununla yetinmedik Türkiye’deki ilk “Uzaktan Eğitim Süreci Değerlendirme Anketi”ni de biz yaptık. Çok iddialı bir cümle oldu ama gerçekten Türkiye’de ilk biz yaptık ve sayfamızda yayımladık. Bazı çevreler bu cümlenin ardından “Madem ki siz yaptınız neden bizim haberimiz yok?” diye sorabilirler. Bunun tek bir cevabı var Türkiye’de sayfamızın henüz daha geniş çevreler tarafından tanınıyor olmamasından kaynaklı olarak kamuoyunun bu araştırmamızdan çok haberi yok. Olsun… Biz bu sayfayı kurup yayım hayatına hazırlarken yavaş yavaş bir yerlere geleceği üzerine konuşmuştuk. Yavaş yavaş ve emin adımlarla, sadece ve sadece eğitim konuşup eğitime dair yazarak ilerleyeceğiz. Bundan şüphemiz yok…

Gerçeklerden ve umuttan bahsettiğim giriş paragrafının ardından “Çok şükür!” diyerek yazıma başlayayım. Bugün “Çok Şükür!” sözcüğünü fazlaca kullanacağım. İlk çok şükürüm sağlığım için gelsin. Sağlığım için diyorum çünkü bu 14 Eylül günü yaptırdığım Covid testim 16 Eylül günü pozitif çıktı. Bu yazımı da karantina sürecinde odamda yazıyorum. Çok şükür diyorum çünkü insanlar gibi hastanede değil evimde hafif eklem ağrıları ve boğaz ağrısı ile geçiriyorum rahatsızlığı. Umarım 24 Eylül’e kadar hafif bir şekilde geçirerek bu rahatsızlıktan tamamen kurtulurum. Geçmiş olsun dediğinizi duyar gibiyim. Hepinize çok teşekkür ederim.

İkinci çok şükürüm okulların pazartesi günü açılıyor olmasından dolayı. Kademeli bir şekilde açılıyor olması üzücü ama olsun. Bu bile güzel bir başlangıç. Biliyorsunuz, insanların doyasıya yaz tatili yaptıkları, doyasıya memleket gezileri yaptıkları, düğün düğün hiç çekinmeden fırıl fırıl (çok affedersiniz) gezdikleri ülkemde söz konusu okulların açılmasına geldiğinde herkes bir görüş belirtmeye ve kıyamet koparmaya başlıyor. Bu saçma durum ile ilgili bir yazı kaleme almıştım biliyorsunuz. Okumadıysanız lütfen “Tilki Kümesi İyi Tanıyor Diye Bekçi Yapılır Mı?” isimli yazımı okuyunuz. Neyse! Gelelim asıl konumuza. Çok şükür okulları pazartesi günü açıyoruz ve bu süreçte verebileceğimiz en doğru kararı veriyoruz Milli Eğitim Bakanlığı olarak. Çünkü sanılanın aksine çocukların bu hastalığı bulaştırma ve yayma oranları yetişkinlere göre daha düşük çıkıyor. Bunun ile ilgili araştırma sonuçları yayımlanmaya başlandı. Çocuklarımızın neredeyse tamamı okula gitmiyor ama evlerinin önünde, sokakta, site bahçelerinde veya oyun alanlarında oyun oynuyorlar. Çocukların oyun oynamasına tabii ki de karşı değilim. Aksine destekliyorum. Fakat çocuklarını yanlarında her türlü kalabalığa sokan, çabuk uyusunlar diye yormak için parklara götürüp oynatan ailelerin okulları açalım dediğimizde kopardıkları yaygarayı anlayamıyorum. Bakın emin olun “Bakanlık okulları açsın da çocuğuma bir bulaşsın da ben o zaman bakanlığa neler yapacağım.” diye dişlerinin arasından salyalarını akıtan bir sürü insanla aynı ülkede yaşıyoruz. Ben bu denli hazırda ve tetikte bekleyen insanlara sormak istiyorum:

– Ne zamana kadar?

Evet, ne zamana kadar? Okulları ne zamana kadar açmayacağız? Çocuklarımızı mevcut duruma alıştırmak ve onlara korunma yollarını öğretmek yerine ne zamana kadar geriye çekip saklayacağız? Ne zamana kadar ülkemizin öğretmenlerine, okullarına güvenmeyeceğiz? Bakınız insanlar her şeyi yaşayarak öğreniyorlar. Sevmek bile sevile sevile öğrenilen bir kavram. Bu nedenle artık çocuklarımızı geride tutmak yerine yaşayarak öğrenmelerini sağlamak zorundayız. Çünkü artık onların dünyalarında bu tür salgınlar veya daha değişik olgular sık sık yaşanacak. Maalesef bizim çocuklarımız şanssız olacaklar. Çünkü artık dünya bizim çocukluğumuzdaki gibi olmayacak ve artık daha sık bu tür surumlar yaşanacak. Bu nedenle çocuklarımızı bir an evvel mevcut durumu öğrenmeye itmeliyiz. Elbette burada “Salalım çayıra!” demiyorum. Süreci öğrenebilecekleri en güvenli yerler okullar. Süreci öğrenebilecekleri güvenli limana yollayalım diyorum. Unutmayın!… Çocukların karşılıksız sevildikleri tek yer okuldur. Onları hiçbir mecburiyeti olmadan seven tek varlık ÖĞRETMEN’dir. Okulunuza ve öğretmeninize lütfen güvenin… 


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir