Tilki Kümesi İyi Tanıyor Diye Bekçi Yapılır mı?

Hüseyin Kadir YÜKSEL tarafından tarihinde yayınlandı

İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinin sonrası için “Şimdi Ne Olacak?” isimli bir yazı yazmıştım. Orada toplumun her kesiminin bu süreçten etkileneceğinden hatta iş hayatının yeniden organizasyonundan bahsetmiştim. Şimdi geldiğimiz sürece baktığımızda bu söylediklerimde ne kadar haklı olduğumu görüyorum. Bu yazımda da bu etkilenme ve yeniden organizasyona eleştirel bir bakışla yaklaşmak istiyorum. Fakat bu seferki eleştirim Millî Eğitim Bakanlığına değil. 

Sayın bakanımız Ziya SELÇUK’un okulların 31 Ağustos tarihinde açılacağını duyurmasının ardından ülkede garip bir fikir belirtme yarışı başladı. Velisinden öğrencisine, uzmanından işçisine, ev hanımından annesine herkes bir fikir belirtme çabası içine girdi. Görüş belirtme çabasının siyasetin kahvehanelerde konuşulması, ülkenin dört kişilik okey masalarında kurtarılması gibi bir hâl aldı desek yeri. Bu çerçevede belirtilen görüşlerin en ciddiye alınanları ise Bilim Kurulun’dan yani sağlıkçılardan geldi. Millî Eğitim Bakanlığının etkilediği tüm paydaşlar sağlıkçıların önerileri ile okulların açılmaması, açılırsa da farklı eğitim süreçleri ile açılması konusunda fikir birliğine vardılar. Ama iş o kadar basit değil. Sadece öğrencileri düşünerek hareket etmek bu süreçte doğru olmayacaktır. Burada bana “Elbette öğrencileri düşüneceğiz! Çocuklarımızın sağlığı her şeyin üstünde.” eleştirisini yapabilirisiniz. Lakin anlatacaklarımın ardından bana hak vereceğinizi düşünüyorum. 

Sağlıkçılardan gelen önerilerin arasında en çok dikkat çekeni bazı derslerin online bazı derslerin ise yüz yüze yapılması. Bu dâhiyane öneriyi yapmışken hangi derslerin online hangi derslerin yüz yüze yapılacağını da söyleselerdi keşke. Böyle bir öneriye karşı sadece öğrenci temelli düşünmemek gerekir demiştim. Çünkü böylesi bir çözüm de özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin neredeyse yarısından fazlası işsiz kalma riski ile karşı karşıya kalacaklardır. Branş öğretmenleri açısından düşündüğümüzde çok büyük ihtimalle matematik, fen bilimleri, Türkçe gibi mihver dersler yüz yüze eğitim kapsamına alınacak diğer dersler ise online eğitim yoluyla verilsin diye bir fikir ortaya atılacak. Böyle bir durumda özel eğitim kurumlarında görev yapan beden eğitimi, görsel sanatlar, müzik, din kültürü ve ahlak bilgisi, teknoloji tasarım gibi derslerin öğretmenleri işsiz kalma riski ile karşı karşıya kalacaklar. Çünkü özel öğretim kurumları her okulda bu branşlardan birer öğretmen bulundurmak yerine online eğitim yapan bir öğretmeni çalıştırıp diğerlerini işten çıkarma yoluna gideceklerdir. Bu önerinin getirecekleri sadece bu da değil. Devlet okullarında görev yapan öğretmenler içinde sıkıntılar oluşacaktır. Örneğin yüz yüze ders yapan öğretmenler okula giderek öğrencilerle haşır neşir olurken online ders yapan öğretmenler evlerinde izole olarak kalacaklardır. Yüz yüze eğitim veren öğretmenlerden herhangi birine virüs bulaştığında ve bu öğretmen “Diğer öğretmenleri evde oturturken bakanlık olarak beni okula çağırdınız, bu nedenle hastalanmama neden oldunuz.” diyerek Bakanlığı dava ederse bu davaya karşı Bakanlığı kim savunacaktır? Ayrıca yüz yüze eğitim veren öğretmenlere ek ders ödemesi yapılırken online eğitim veren öğretmenlere ek ders ödemesi yapılırsa oluşan bu haksızlığın hesabını kim verecektir?

Cevaplanması gereken sorular bu kadar değil elbette. Ama sanırım bu kadarı bile eğitim ile ilgili kararların bu işin uzmanları olanları olan Bakanlık personeline ve Millî Eğitim Bakanına bırakılması gerektiğini anlamak için yeterli olacaktır. İçinde bulunduğumuz bu sıkıntılı günlerde insanların gerçek işlerini bırakıp başkalarının işleri ile uğraşarak çok çalıştıklarını gösterme çabalarından vazgeçmeleri gerekmektedir. Sağlıkçılar ekonomik faaliyet gösteren yerlerin çalışma şekillerini düzenlemekten, eğitim öğretim faaliyetlerinin nasıl yürütüleceği yönünde görüş belirtmekten vazgeçmeleri gerekmektedir. Hatta televizyonlara çıkıp 4 aydır sürekli söyledikleri maske takalım, sosyal mesafeyi koruyalım gibi önerileri sanki ilk defa söyleniyormuşçasına dile getirmeyi bırakmaları gerekmektedir. Bunları yaparak çalışıyormuş izlenimi vermeleri artık toplum üzerinde ilk günlerdeki etkisini korumuyor. Hepimiz maske takmamız gerektiğini, mesafemizi korumamız gerektiğini ve kişisel temizliğimize dikkat etmemiz gerektiğini biliyor ve ezber ettik. Bilim kurulumuzun çalışanlarının artık Allah rızası için aşı bulunsun dualarını bırakıp aşıyı bulmak için çalışma yürütmeleri gerekmektedir. Şahsım adıma beklentim herkesin kendi uzmanlığı ile ilgili işlerle uğraşmasıdır.


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir