Sözcüklerin Kadar Düşünebilirsin

Hilal YÜKSEL tarafından tarihinde yayınlandı

“Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.” demiş Cemil Meriç. Zihnimizin aydınlığı ise geniş düşünce hazineleri ile dolu olmasına bağlı değil midir? Zihnini ne kadar genişleteceğin de düşüncelerine bağlıdır. Peki düşüncelerin genişliği neye bağlıdır? Hiç düşündünüz mü? İki satırlık yazıyla dünyaları anlatabilen zihinler bu başarısını neye borçludur dersiniz? Bir hikâye ile durumu somutlaştıralım isterseniz:

Efsane o ki herhangi sıradan bir gün, bir halk toplantısında, onu çekemeyen edebiyatçılardan birisi Hemingway’e ne derece yetenekli olduğunu sorar. Hemingway ”Senin hayal bile edemeyeceğin kadar.” diye yanıt verir. Bunun üzerine muhatabı ona, 10 kelimeyi geçmeyen, etkili bir hikâye yazıp yazamayacağını sorar. ”Eğer bunu yazmayı becerebilirsen ve buradaki herkesi derinden etkilersen yeteneklerin önünde saygıyla eğileceğim.” der. 10 kelimeye bile ihtiyaç duymayan Hemingway ise 6 kelimelik bir dram öyküsü yazar. Orada bulunan herkesi etkileyen bu hikâye aşağıdaki gibidir:

”Satılık: Bebek Patikleri. Hiç giyilmedi.”

Tabi bu durumun tam tersi de söz konusudur. Ünlü yazar Victor Hugo dünyanın en ünlü romanlarından biri olan “Les Miserables” de 823 kelimelik bir cümle yazmıştır. William Faulkner de “Abşalom, Abşalom!”adlı eserinde 384 sayfalık 1.288 kelimelik bir cümle kullanmıştır.

Ünlü yazarların örnekleriyle de desteklemeye çalıştığım düşünce sonuçta bir yere varıyor. “Kelimelerimiz kadar düşünebilir, düşüncelerimiz kadar konuşabiliriz.”

Kelime dağarcığımızı geliştirmek, zihnimizi geliştirmektir. O hâlde her kitap bir dünyadır zihnimizin derinliklerine açılan diyerek okumak gerek, her dilden her konudan beğeni ve ilgi alanına seslenen her türden kitabı okumak gerek. Çeviri de değil kendi dilinde yazılmış, orijinal hâlleri ile okumak gerek her eseri. Çünkü Cervantes’in Don Kişot’unun da muhteşem tabiri gibi çeviriden bir eseri anlamaya çalışmak bir halıya tersten bakıp desenlerini, motiflerini, nakışlarını anlamaya çalışmak gibidir. Bu durum ise ancak bir yüzün iz düşümünü gösterebilir bize. Önce kendi dilimizde yetkinleşmeli kelimelerimizin hazinelerini görmeliyiz. Daha sonra öğrendiğimiz dillerle o dillerde yazılmış eserlere ve o yazarların düşüncelerindeki dünyalarına bakmalıyız.

İçinde bulunduğumuz şartları da düşündüğümüz de mottomuzu değiştirebiliriz. Ülkenin bu zor şartlarında evde kalıp haberlere kitlendiğimiz bugünlerde içimizi karartmak yerine “Evde kal, kitaplara açılan dünyalara dal.” diyerek hem kendimizi geliştirebilir hem de hayal dünyamızı renklendirebiliriz. O hâlde bırakalım artık dışarı çıkamıyorum diye hayıflanmaları da durumu fırsata çevirmenin en güzel ve en keyifli yollarından birine odaklanalım. Alalım elimize bir kitap, düşüncelerimiz gelişsin…

Kategoriler: Eğitim

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir