Çocuklarımız ‘Uzaktan Eğitim’e Ne Kadar Yakın?

Sibel BULDUKLU tarafından tarihinde yayınlandı

Birkaç haftadır  “uzaktan eğitim “dilimize fazlasıyla yerleşti. Bu günlerde bütün dünyayı tehdit eden Covid -19 salgını nedeniyle ülkemizde de okullar bir süreliğine yüz yüze eğitime ara verdi. Bu durum biraz daha devam edeceğe benziyor. O zaman bu duruma yani uzaktan eğitim modeline ayak uydurmamız ve adapte olmamız gerekiyor.

  Nedir uzaktan eğitim?

Öğrencinin sınıf ortamının dışında tutulduğu bilgisayar teknolojileri aracılığı ile görüntülü sesli olarak derslerin işlendiği istenildiğinde derslerin tekrar izlenebildiği bir sistemdir.  

Çocuklarımız öğretmenlerinden ve arkadaşlarından ayrı kaldığı bu süreçte kısmen bir öğrenme kaybı ile karşı karşıya kalacaklar. Uzaktan eğitim modeli ile bu kaybın en aza indirilmesi bekleniyor. Bu dönem, öğrenme sorumluluğunu erken yaşta edinmiş çocuklar için sorunsuz atlatılabilecekken öğrenme sürecinde anne baba desteğine ve dış motivasyona ihtiyaç duyan çocuklar için zor bir dönem olacaktır. Ya da bu süreç öğrenciyi kendi öğrenme yolculuğuna çıkaracağı için öğrenciye kendi öğrenmelerini kontrol edebilme becerisi de kazandıracaktır. Öğrencilerin başarılı olabilmeleri, yaşadığımız çağda kendilerini geliştirmeleri öğrenmelerini sürdürme yeterliliği kazanmaları ile yakından ilgilidir.

Öğrencinin verilen bir görev için uygun olan stratejiyi seçmek, seçilen bu stratejiyi kullanmak ve kontrol etmek öğrenmeyi kolaylaştıran becerilerdir. Öğrencilerin kendilerini yönlendirebilmeleri ve öğrenme becerilerine sahip olmaları, bilgi çağına ayak uydurabilmeleri için gereklidir. Bu durum öğrenmenin gerçekleştirilmesinde bireylerin kendi öğrenme stil ve stratejilerinin farkında olmalarına vurgu yapmaktadır. Öğrencilerin öğrenme stil ve stratejilerini bilmesi, öğrenme güçlüklerini yenme ve bağımsız öğrenme becerilerini desteklemesi açısından önemlidir. Çünkü kendi öğrenme stilinin farkında olan öğrenci öğrenmek için neye ihtiyacı olduğunu, öğrenmek için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilir.

 Peki, kendi öğrenme süreçlerini kontrol etmeyi nasıl öğrenir bu çocuklar?

Biz öğrenmeyi öğretmeyi başarabildiysek öğrenci kendi öğrenmelerinin farkına varabilecektir ve bu süreçleri yönetebilecektir kanısındayım. Öğrencilerimize ilkokuldan başlayarak öğrenme stratejilerinin öğretimine yer verilmeli. Öğrencilerimize nasıl öğrenecekleri, nasıl hatırlayacakları nasıl motive olacaklarını da öğretmeliyiz.

Bu noktada çocuğun yaşına uygun, derse uygun öğrenme stratejileri nelerdir? Sorusu karşımıza çıkmaktadır. Bilişsel kuramcılar öğrenmeyi; bireyin bilgiyi işleme sürecinde aktif ve özerk olduğu, bilgiyi doğrudan çevrenin verdiği gibi değil, kendi içsel süreçlerinden geçirerek kazandığı bir olgu olarak tanımlamaktadır. Birey dışardan aldığı bilgiyi zihnine kaydeder, bilgiyi İşler, depolar gerektiğinde hatırlar. Bu anlayışın önemli bir boyutu, öğrenme sürecinde öğrencilerin kendilerini yönlendirebilmeleri ve bu yönde ve bağımsız öğrenme becerileri kazanmalarıdır. Başka bir deyişle hayat boyu öğrenme çağımızın bir gereğidir ve bunun gerçekleşmesi için öğrencilerin taktik, beceri ve bilişsel araç donanımına sahip olmaları gerekmektedir. Bu süreçte bireyin kullanacağı stratejiler öğrenmeyi etkili kılar. Bu stratejiler nelerdir bakalım;

Altını çizme, metnin kenarına not alma, zihinsel tekrar yapma, gruplama, benzetimler, not alma, özetleme, kavram haritaları oluşturma, ana hatlar oluşturma eklemleme, örgütleme vb.

Bu stratejilerin birçoğu, okulda ve okul dışındaki yaşantılarda, deneme yanılma yoluyla öğrenilebilir. Okullarda öğrencilere belli disiplinlerin temel kavram ve ilkeleri öğretilirken öğrenme stratejileri de öğretilmelidir öğrencilere nasıl öğreneceklerini, nasıl anımsayacaklarını, nasıl düşüneceklerini, nasıl motive olacaklarını da öğretmeliyiz. Öğretmen bu stratejilerin nasıl uygulanacağı ile ilgili uygulamalı çalışmalara yer vermeli. Bu stratejiler öğrencinin kendi kendine öğrenmelerini kolaylaştıran tekniklerdir. Bu becerilerin daha ilkokulda kazandırılması öğrencilerimizi kendi öğrenmesini kendi düzenleyebilen bireyler haline getirecektir.

Uzaktan eğitim ortamları bu stratejilerin en çok kullanılacağı ortamlardır ki bu günlerde öğrencilerimiz bu eğitim ortamının içindedir. Dolayısıyla daha fazla öğrenme sorumluluğu içine girmek zorundalar.

 Kaldı ki bu günlerde velilerimden en çok bu konuda serzenişler duyuyorum. Çocuğum tek başına çalışmıyor, ben söylemeden kitap okumuyor, ben yazdırıyorum, ben okutuyorum vb. şeyler.

 Çocuğumuza öğrenme sorumluluğunu nasıl vermeliyiz? Bu noktada veliler nasıl davranmalı?

Bu kısa sürede olacak bir şey değil. Çocuğunuzla kurduğunuz yaşantının tümü ile ilgili bir durumdur. Çocuğa sürekli sorumluluğunu hatırlatmak, çok çalışmaya zorlamak işe yaramayacaktır. Çocuğa görevlerini yerine getirmediğinde karşılaşacağı sonuçları anlatarak başlayabiliriz. Görevin yerine getirilmiş olması önemseyebiliriz ve varsa yanlışlar birlikte düzeltebiliriz. İlgi, sevgi, karşılıklı güvene dayalı bir ilişki oluşturmalıyız ve elbette kurallarımız olmalı. Bu kuralları birlikte oluşturmanın da ayrı bir önemi vardır, unutmayalım. İlgiyi, sevgiyi, kontrollü kullanmak, çocuklarla tartışmaya açık ortamlar oluşturmak, çocuğun beklentilerine saygı göstermek vb. ortamlar çocuğa kendi kontrolünü sağlama becerisi kazandıracak ve çocuklarımız sorumluluk üstlenebilecek bireyler olacaklardır. Öğrenme sorumluluğu edinmiş bir çocuk, bu becerisini öğrenme stratejileri ile birlikte kullanarak uzaktan eğitim sürecini çok verimli geçirecektir.

Kaldı ki hayat boyu öğrenme çağımızın bir gereğidir ve bunun gerçekleşmesi için öğrencilerin beceri ve bilişsel araçları kullanabilecek donanıma sahip olmaları gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında Öğrenme stratejilerinin öğrenciler tarafından öğrenilmesi ve bu stratejilerin öğretimi eğitim alanında üzerinde durulması gereken önemli konulardan biridir.

Kategoriler: Eğitim

0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir