Evde Eğitim Serüveni

Döndü POLAT tarafından tarihinde yayınlandı

Birey olarak, ülke olarak hatta tüm dünya zor bir sınavdan geçiyoruz. Gün boyu evdeyiz. Ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız aklımızda hep bu sorular. Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda da yaşadığımız günlerin etkisi fazla. Çok yaratıcı mesajlar görmüyor değiliz.

Şimdi bu günlerden biraz geriye bir ay öncesine dönelim ve düşünelim;

  • Çok yoğun çalışıyorum.
  • İşlerimi bir türlü yetiştiremiyorum.
  • Çocuklara yeterince zaman ayıramıyorum.
  • Bir tatil olsa da dinlensek  Belki de aklımızdan geçenlerin sadece bir kısmı bunlar.

Şimdi ise aslında o zamanların yaşamımız için ne büyük lütuf olduğunu öğreniyoruz.

Hayat değerli bir hediye ve biz onu yaşamakla görevliyiz.

Ama böyle bir yaşam mı diye düşünebilirsiniz. Aklıma çok sevdiğim, Thomas E. Gaddis’in gerçek bir olaydan yola çıkılarak 1955 yılında kaleme aldığı “Alkatraz Kuşçusu” adlı roman geldi.

Romanda, Robert Stroud adlı bir mahkûmun hayatı anlatılmış. Robert Stroud, cinayet suçundan müebbet mahkûmdur. Mahkûmiyet ile başlayan bir özgürlüğü; merakı, ilgiyi, odaklanmayı, insan zihninin şaşırtıcı kıvrımlarının neler yapabileceğini, öğrenmeyi ve hatta öğrenmenin sağladığı özgürlüğü anlatır roman. Robert önce bir yavru kuşun hayatını kurtarır, sonra kuş bakımı ve tedavisinde kendisini inanılmaz geliştirir. Kuş hastalıkları ve tedavisi alanında kitap yazar, yayımlanan kitap bu alanda bir otorite olarak görülür.

Robert Stroud, daha sonrası Alkatraz cezaevine nakledilir. Burada da ceza hukukunu inceler, bunun üzerine bir kitap yazar ve bu kitap ceza evlerindeki birçok yanlış uygulamanın ortadan kaldırılmasını sağlar.

Bu kadarlık bir özetten de anlayacağınız gibi içinde bulunduğumuz şu dönemde bize oldukça fazla fikir verebilecek bir kitap. Daha fazla anlatmayayım dedim yoksa okumak istemeyeceksiniz kitabı.  1962 yılında romanın filmi de yapılmış, izlemek isteyenlere…

“Evde Kal Sağlıklı Kal” sloganı ile yaşadığımız bugünlerde yaşam sevincimiz çocuklarımız ve kendimiz için;

  • Ne yapalım?
  • Nasıl yapalım?
  • Önerilerden hangisi doğru?
  • Benim çocuğuma hangisi uyar?
  • Ebeveyn olarak ben ne yapmalıyım?
  • Gün boyu evde neler yapılır? gibi soruları sormayı bırakalım.

İyimser bir açıdan bakmaya çok ihtiyacımız olan bu dönemde amacım bunu yapın demek değil, sadece farklı bir açıdan bakalım istiyorum.

Nefes alıyorsak, yaşıyorsak en güzel ve en gerçek şeyin yaşamak olduğunu biliyoruz demektir.

Salgın hastalıkta hayatımızdaki bir gerçek ise; ‘Ne yapabiliriz?’ i bulmakta belki fikir verebilir, yazdıklarım. Mesela;

  • ‘İşlerim çok yoğun iken evde olsaydım neler yapardım?’ listesi oluşturabilir ve bunlar yapılmaya başlayabilirsiniz.
  • Yaşanılan büyük bir sınav ise şu ana kadar kaçırıp bundan sonra hayattan kaçırmak istemediklerinizin listesini yapılabilirsiniz (İleride gerekli olacak).
  • İnsanın doğasında teslimiyetçi ruha karşı koymak vardır. Bu zor günlerde strese, moral bozukluğuna teslim olmamak için neler yaparım listesi oluşturulabilirsiniz.
  • Ne yaparım, nasıl gelişebilirim, mevcut durumun tadını nasıl çıkartabilirim diye düşünürseniz çeşitli çözüm yolları bulabilirsiniz.
  • En önemlisi belki çocuklarımız… Onların da aynı listeleri oluşturmasını sağlayın ve bakın! İnanın harika fikirler çıkacaktır. Özellikle rica ediyorum listeyi sizler yapmayınız, onlar yapsın. Cevaplarını bulmada zorlanacaklar, belki de biraz zaman alacak fakat bu onların yolculuğu… Unutmayın, yaşıyorlar ve kendi yolculuklarındalar!
  • Çocuklarımızın sorumluluk duygularını geliştirmek için bu durum harika bir fırsattır yeter ki siz onlara doğru sorular ile bu fırsatı verin. Onlar adına siz karar vermeyin.
  • Ebeveynler olarak çocukluğunuzda oynadığınız oyunları düşünün. Anlatın, bu oyunları çocuklarınızla paylaşın ama lütfen öğüt gibi değil. “Biliyor musun biz çocukluğumuzda nasıl oyunlar oynardık?”. Ya da “Benim çocukken çok severek oynadığım oyun neydi biliyor musun?” gibi bir paylaşım ile başlayabilirsiniz.
  • Unutmayın, çocukların oyunları asla yaşlanmaz!
    Eğer ki oyunun çocuklarımızın üstündeki etkisi üzerine başka bir yazı okuyup daha derinlemesine bilgi almak isterseniz sitemizin yazarlarından Hilal Yüksel’in kaleme aldığı “Çocuk ve Oyun” başlıklı yazıyı okumanızı tavsiye ederim.
  • Şunu demek istemiyorum, sakın yanlış anlaşılmasın, sürekli kendimizi ve çocuğumuzu eğlendirmek zorunda değiliz. Birlikte zaman geçirmek tabii ki güzel fakat süreçte bireysel ve toplumsal sorumluluk duygusunu da çocuklarımıza verebilmek, gerçeğin farkında olmalarını sağlamak hayat başarıları için çok önemli.

Çocuklarımız bizim zannettiğimizden daha güçlü, daha hızlı ve gelişime daha açıklar. Dünya parmaklarının altında, bilgiye saniyeler içinde ulaşabiliyorlar. Bize düşen ise onların kendilerini keşfettikleri yolculuklarında sabırlı davranmak, yeteri kadar destek vermek.

Unutmayalım ki beyin konforlu alanda gelişmez; her zaman sınırlarını zorlayarak gelişir ve kilitleri açılır. Sorumluluk insanı eğitir.

Alkatraz Kuşçusu’nun dediği gibi: “Kuşlardan daha fazla kafeslenmiş insanlar olmayalım.


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir