Bilimin Doğası; Post-Modern Bilim Anlayışı ve Pozitif Bilim Anlayışı Karşılaştırması

Ferda EKİNCİ tarafından tarihinde yayınlandı

Bilimsel bilginin başlangıç noktası meraktır. İnsanlık önce doğa olaylarının nedenlerini anlamak ve açıklamalar yapmakla başladı işe. Bu merak duygusu ile birlikte Fen Bilimlerinin temelleri atılmaya başlandı. Fen eğitiminde bilimin doğasını anlama gerçeği bir ihtiyaç hâline geldi. 

Öncelikle “Bilim Nedir?” sorusu ile başlayacak olursak; Einstein; “Bilim her türlü düzenden yoksun duyu verileri (algılar) ile düzenli mantıksal düşünme arasında uygunluk sağlama çabasıdır” diye ifade ederken, Russell: “Bilim, gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla önce dünyaya ilişkin olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır” diye tanımlamaktadır. Bu tanımların doğruluğu tartışıladursun fen eğitiminde önceliği bilimin doğasını anlamaya vermemiz gerektiği konusunda hem fikirizdir herhalde. Çünkü bilimin tanımını ancak onun doğasını anlamakla yapabiliriz. 

Lederman (1992) bilimin doğasını “doğasında var olan değerler ve varsayımlardır” diye tanımlamıştır. Öğretmenler bilimin ve bilimsel bilginin doğası ile ilgili, öğrencilere uygun şekilde rehberlik ederek onları bilimsel girişimler (proje yapmak, uluslararası yarışmalara katılmak vs.) için yönlendirmelidirler. Öğrenciler ne kadar çok bilimsel girişimlerde bulunurlarsa,  o kadar çok düşünmeye vakit ayıracakları için, karşılaştıkları toplumsal ve bilimsel olayları da bilimsel düşünceyle yaklaşarak değerlendireceklerdir. Eğer öğretmenler fen derslerinde bilimin doğasını, bilimsel bilginin nasıl oluşturulduğu ve geliştiği konusunda öğrencileri bilinçlendirebilirlerse onların bilimsel düşünme yeteneklerinin gelişmesine katkıda bulunacaklardır (Zeidler, Walker, Ackett ve Simmons, 2002). Bilimin doğasının öğretmenlerimiz tarafından anlaşılıp öğrencilerimize rehberlik edebilmemiz için de tarihi ve felsefesini bilmemiz gerekliliği doğmuştur.

Pozitif bilim anlayışına göre bilimsel bilgi; kesin, değişmez, objektif, evrensel, sistematik, gözlemlenebilen deneyler bütünüdür. Descartes, Isaac Newton ve Laplace gibi bilim insanları bilimin sistematik bir düzen içerisinde olduğunu savunmuşlardır. Oysa ki post-modern bilim anlayışı bilimin, kesin değişmez, genel geçer bir yargıya varma, evrensel ve tarafsız olma gibi özellikleri taşıyamayacağını ortaya sürmüştür. 

Post-modern bilim anlayışını daha iyi anlayabilmemiz için birkaç örnek üzerinden anlatacak olursak:

1-Bilimsel bilgi kesin ve değişmez değildir. Bilimsel bilgi insan uğraşı sonucu ortaya çıkar. Dolayısıyla insan ürünü olan bir bilgi sosyal ve kültürel ortamdan etkilenerek yeniden yorumlanıp değişebilir. Bilimin doğasında değişim vardır. 

2-Bilimsel bilgi nesnel  değil özneldir.  Bilim insanları bakış açıları, inançları ve önceki tecrübeleri sayesinde kendilerine özgü farklı yöntemler geliştirmiştir. Bu konuyu en iyi açıklayacak örnek ise Türk bilim insanlarının daha çok kanserli hücreler üzerine araştırmalar yapmasıdır. Ülkemizde yaşanan sağlık sorunları onların deneyimlerini oluşturmuş ve bu konu üzerinde araştırmalara yönlendirmiştir. (Bknz. Aziz Sancar. Sancar, hücrelerin ultraviyole ışınlarından veya diğer kanserojen maddelerden gelen DNA hasarını nükleotid eksizyon tamiri denilen bir sistem aracılığıyla onarmak için çalışmalar yürüttü.)

3-Bilimsel bilgi sadece sistematik, gözlemlenebilen deneyler bütünü değildir. Sadece laboratuvar ortamında gözlemlenebilen deneyler bütünü değildir. Örneğin dünyanın yaratılışı ile ilgili teoriler her ne kadar laboratuvar ortamlarında gerçeğe yakın ortamlar oluşturularak yeniden anlamlandırılmaya çalışılsa da hiçbir zaman gerçeğiyle aynı ortam oluşturulamayacağı için öne sürülen birçok teorinin yanlış olduğunu ispatlayamaz. Bilim yalnızca gözlemlenebilen gerçeklerden ibaret değildir. Bilim hayal gücünün de ürünüdür. 

4-Bilim tam anlamıyla evrensel değildir. Bilimsel bilgi muhakkak tüm dünya için evrenselliği temsil eder. Ancak bilimin bir toplumda hangi yönde gelişeceğine sosyal, kültürel ve ekonomik faktörler karar verir. Bu da kaçınılmaz bir “milli bilim” algısının oluşmasına sebep olur. Yani evet bilim evrenseldir ama doğuracağı sonuçlar millileşebilir. 

5-Bilimsel teoriler zamanla yasalara dönüşür. Evet sizlere kötü bir haberimiz var teoriler hiçbir zaman yasalara dönüşmeyecekler. Teori ve yasa arasındaki farkı daha iyi anlayabilmemiz için bir örnek verelim. Bir elma ağaçtan koparsa yere düşer. Buna yer çekimi kanunu denir. Bunu defalarca denerseniz hep aynı sonuca ulaşırsınız. Yasalar genelleyici ifadelerdir. Kısaca anlatacak olursak “Neden?” sorusunun cevabı da teoridir. Bu konuya açıklamalar getiren,  üretilen fikirler bütünü de teorilerdir. Teoriler doğrudan test edilemezler. Eğer teoriler hali hazırdaki yasalarla uyumluysa güçlü bir teori olmaya devam eder ama yasa haline gelemezler. Örneğin büyük patlama teorisi hiçbir zaman doğrudan gözlemlenemeyeceği için teori olarak kalmaya devam edecektir ancak desteklenen deneysel ortamlar ve varsayımlar sayesinde güçlü bir teori olacaktır. Aslında bilinenin aksine yasalar teorilerden daha üstün değildir. Aralarında hiyerarşik bir sıra ve üstünlük yoktur. 

Fen eğitiminde bilimin doğasını anlamak için öğretmenlerimize büyük iş düşmektedir. Günümüz fen eğitimi de bilim gibi durağan olmaktan çıkıp sürekli değişen bir bilgi bütünüdür. Yapılan araştırmalar öğretmen ve öğrencilerimizin hala pozitif bilim anlayışı içerisinde bir eğitim sürdürdüğünü ortaya koymuştur. Günümüz fen eğitiminin amacı, öğrencilere sadece bilimsel bilgi ve ilkeleri aktarmak değil mümkün olduğunca sınıf ve laboratuvarlarda öğrencilerin bilimsel bilgiyi kullanarak tartışma, yorum yapma ve bilgi üretmelerine yardımcı olmaktır. Fen eğitimiyle, öğrencilerden düşüncelerini test ederek anlamalarını geliştirmeleri hedeflenir. Bilimsel aktivite sürecinde, düşünceler kabul edilmek yerine, araştırılır ve alternatif görüşler kanıtları desteklemeleri bakımından test edilir. Fen derslerinde böyle sınıf aktiviteleri gerçekleştirildiğinde, öğrencilerin bilimi günümüz anlayışıyla uyumlu olarak yukarıda belirtildiği gibi algılamaları muhtemeldir (Driver ve diğerleri, 1996; Harlen, 1996).

‘Bilim kimilerine göre yüce bir tanrıçadır, kimileri içinse tereyağı sağlayan bir inek.’ (Friedrich Von Schiller)


0 yorum

Bir cevap yazın

Avatar placeholder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir